Ana Sayfa İletişim

F-J

F

f(u)ronkül: çıban

fagosit: yutargöze, yutarhücre

fagosite etmek: yutmak

fagosite olmak: yutulmak

fagositoz: göze yutarlığı, hücre

yutarlığı

failure: yetmezlik; başarısızlık

faj: bakteri virüsü

fako-: gözmerceği(yle ilgili)

faks: belgeç, belgegeçer

faktör: etmen

fakültatif: uyumsal

falanks: parmak kemiği

fals(e): yanlış; yalancı

familya: aile

familyal: ailesel

fan: hayran; pervane

fanatik: bağnaz

fantazi: düşlem

fantom: hayalet

farenks, farinks: boğaz, yutak

faringeal: boğaz(la ilgili), yutak(la

ilgili)

farma(ko)-: ilaç(la ilgili)

farmakodinami: ilaçetkisi

farmakodinamik : ilaçetkisi(yle

ilgili); ilaçetkibilim

farmakokinetik: ilaçyazgısı(yla)

ilgili; ilaçyazgıbilim

farmakokinezi: ilaçyazgısı

farmakolog: ilaçbilim uzmanı

farmakoloji: ilaçbilim

farmakolojik: ilaçbilimsel,

ilaçbilim(le ilgili)

farmakope: ilaç kılavuzu

fas(i)yal: yüz(le ilgili); akzar(la

ilgili)

faset: yüzey

fasil(it)atör: kolaylaştırıcı

fasilitasyon: kolaylaştırma

fasilite: kolaylık;

fasya: akzar

fatal: ölümcül, öldürücü, ölüme yol

açan

fatalite: öldürücülük; ölüm

fatik: bitkin, bitkinlik

faz: evre

febril: ateşli

feçes: dışkı

feedback: geribildirim;

geribesleme

feeding tüp: beslenme borusu

fekal: dışkısal

fekal oral yol: dışkı-ağız yolu

fellow: yandal araştırma görevlisi

femoral : uyluk(la ilgili), uyluksal

femur: uylukkemiği

fenestra: pencere

fenomen: olağandışı veya ilginç

durum (kişi, olay)

fenotip: dışyapı

ferment: maya

fermentasyon: mayalanma

fertil: döllenebilen, dölleyebilen

fertilizasyon : döllenme, dölleme

fetal, fötal: dölüt(le ilgili)

fetid: kokuşuk

fetor: kötü koku

fetus, fötus, fötüs: dölüt

fever: ateş

fiber: lif, iplik

fibril: lifçik, iplikçik

fibröz: lifli, ipliksi

field: alan

field of view: görüntü alanı

figür: şekil; rakam

figürasyon: biçimleme

fihrist: içindekiler

fiksasyon: saplantı; saplanma;

sabitleştirme

fiksatif: sabitleştirici, sıkı tutucu

fikse etmek: sabitleştirmek;

kalıcılaştırmak

fikse olmak: odaklanmak, saplanıp

kalmak

fil(i)m: çok ince tabaka, zar

filament: iplik, tel

filamentöz: ipliksi

filiform: ipliksi

filogenez: soyoluş

filtrasyon: süzme; süzülme

filtrat: süzüntü

filtre: süzgeç, süzek

filum: iplik; budun

filum terminale: uçiplik

fimbri(y)a: saçak, saçaksı yapı

final: son

first aid: ilkyardım

first-pass: ilk geçiş

fissür: çatlak, yarık

fistül: akarca

fitness: sağlıklılık

fizibilite: yapılabilirlik

fizyoloji: işlevbilim

fizyolojik: işlevbilimsel; doğal

işlevli

fizyon: bölünme, çoğalma; ayrılma

fizyopatoloji: işlev bozukluk bilimi

fizyoterapi:

flagel(la), flajel(la): kamçı

flakon: küçük şişe

flank: böğür

flash, flaş: ani ışık, parıltı

flatter: salıncak; içyeli

flatülans: içyeli

flebo-: toplardamar(la ilgili)

flebolit: toplardamar taşı

flegmon: bağdoku yangısı

fleksibilite : esneklik

fleksibl(e): esnek

fleksiyon: bükülüm, bükülme;

bükme; esneme

fleksör: bükücü, eğici

fleksura: dönemeç, dirsek

flep: kapak

flokülasyon: bulanıklaşma,

topaklanma

flora: bitey

floroskopi: ışınbakı

flow: akım, akış

flowmetre: akışölçer

fluktuasyon: dalgalanım; dalga

duygusu

flushing: ani kızarıklık

foam cell: köpük hücre

fobi: ürkü

-fobi: … ürküsü

fokal: odaksal; yerel

fokus: odak

fol(l)ikül: kesecik

folio, folyo: yaprak

follow up: izlem

fonasyon: ses çıkarma

fonetik: konuşma(yla ilgili), sesle

ilgili; sesbilim

fonksiyon: işlev

fonksiyonel: işlevsel

fontanel: bıngıldak

fontikül: bıngıldak

foramen: delik

foregut: önbağırsak

forensik: adli

form, format: biçim

formal: resmi; biçimsel

formasyon: biçimlenme; oluşum

format: biçem

forme: biçimli

formüla: hazır mama, tecimsel

mama

formülasyon: biçimlendirme

formüle etmek: biçimlendirmek

formüleri: ilaç kılavuzu

forniks: çıkmaz; kemer; tavan

forse(d), force(d): zorlu,

zorlanmış

forseps: doğumkaşığı; kaşık;

kıskaç

fossa: çukur

fotik stimülasyon: ışıluyarım

foto-: ışıl, ışık(la ilgili)

fotodisintegrasyon: ışılayrışım,

ışıkbozunum

fotofobi: ışık ürküsü

fotokopi: tıpkıçekim

fötal, fetal: dölüt(le ilgili)

föy: kağıt, yaprak (kağıt)

fragman: parça; parçacık

fragmantasyon: parçalanma

fragmante: parçalanmış

frajil: kırılgan, dirençsiz

frajilite: kırılganlık, dirençsizlik

fraksiyon: parça, bölüm, kesim;

bölüngü

fraksiyone: parçalı, bölümlü;

parçalanmış

fraktür: kırık

frame: çerçeve

frame rate: çerçeve hızı

frekans: sıklık

frenu(i)lum: bağcık, dizgincik,

gemcik

frijid: (cinsel yönden, eşeysel

yönden) soğuk

frijidite: (cinsel, eşeysel)

soğukluk

friksiyon: sürtünme; sürtüşme

frontal: alınsal, alın(la ilgili)

frot(t)i: yayma

frotman: sürtünme sesi

frozen: donmuş; dondurulmuş

frusturasyon: düş kırıklığı

full time: tamgün

fulminan(t): (hızla) yayılan,

ilerleyen, kötüleşen

fumigasyon: tütsüleme

fundemental: temel

fundus: dip

fungal: mantar(la ilgili)

fungus: mantar

fungusid: mantar öldürücü

fuziform: iğsi

füzyon: kaynaşma, kaynaşım

G

gaita, gayta: dışkı

gal(l)o(p): dörtnala

gal(l)o(p) ritmi: üçlü (dörtlü)

dizem

galaktografi: sütyolu filmi

galaktore: süt akması

galaktosel: süt kisti

galaktoşezi: süt durması

galea: miğfer, miğferimsi

galea aponörotika: kafa akzarı,

miğferzar

galvanik akım: doğru akım, düz

akım

gamet: eşeygöze(si), eşey

hücre(si)

gametogenez: eşey göze (hücre)

oluşumu

gangli(y)on: düğüm

gangren: kankıran

gantry: tarayıcı

gap: aralık, açıklık, gedik

gap junction: aralıklı birleşme

yeri

gargara: çalkalama

gargoyman: gurultu

garnitür: bezenti

gasping: soluğu kesilme, güçlükle

soluma

gastr(o)-, gastrik: mide(yle ilgili)

gastralji: mide ağrısı

gastrektomi: mide çıkarımı

gastrit: mide yangısı

gastro(-)intestinal: midebağırsak(

la ilgili)

gastro(-)intestinal sistem :

sindirim dizgesi, sindirim

yolları

gastroenterolog: sindirimbilim

uzmanı

gastroenteroloji: sindirimbilim

gastrointestinal trakt: sindirim

dizgesi, sindirim yolları

gastroplasti: mide onarımı

gastroskopi: mide bakısı

gavaj: dalgılı besleme

gayd (guide): kılavuz

gen: kalıttaşır, ırataşır

generalize: yaygın, yayılmış

generasyon: kuşak, göbek

genetik: kalıtbilim; kalıtsal

-genez: ... oluşum(u)

genital: cinsel, eşeysel, üreme(yle

ilgili)

genitalia: cinsel organlar, üreme

organları

genito(-)üriner: üreme-işeme(yle

ilgili)

genom: kalıtay

genotip: kalıtyapı, soyyapı

genotipik: kalıtyapısal, soyyapısal

geri(y)atri: yaşlılık bilimi, yaşlı

hekimliği

germ: tohum

gerontoloji: yaşlılık bilimi

gestasyon: gebelik

gestasyonel: gebelik(le ilgili)

gestasyonel yaş: gebelik yaşı

gibosite: kamburluk

gibus: kambur

gigantik: aşırı iri, dev benzeri,

dızman

gigantizm: aşırı irileşme, devlik,

dızmanlık

gingiva: dişeti

girift: karmaşık

girus, gyrus: kıvrım, beyin kıvrımı

glabella: alınçatı; kaşarası

gland(ula): bez

glans: baş

glikotoksisite: şeker yan etkisi

glikoz, glukoz,dekstroz: üzüm

şekeri

glob: yuvar

glob vezikal(e):

global: küresel

globalleşme: küreselleşme

globül: yuvar, yuvarcık

globüler: yuvarımsı

glokom: karasu

glos(s)al, glos(s)o-: dil(le ilgili)

glutea, gluteus: kalça, kabaet

gluteal: kalça(yla ilgili)

gode: çukur

goldstandart: temelölçüt

gonad: eşey bezi (yumurtalık,

erbezi)

gonadal: eşey bezi(yle ilgili)

gonore: belsoğukluğu

gossipiboma: dedikodu uru

grade: aşama, derece

gradient: eğim, eğilim

grading: aşamalandırma,

dereceleme

gradual: adım adım

-graf: -yazar, -çizer

-grafi: -yazım(ı), -çizim(-i), -

çekim(i)

-gram: -yazı(sı), -çizim(i),

sayım(ı), -ölçüm(ü)

grand: büyük

granül: tanecik

granülasyon dokusu: onarıcı doku

granüle(r): tanecikli

gratis: bedelsiz

gravid: gebe

gravida(rum): gebelik

gravite: yerçekimi

gref(t): yama

greftlemek: yama yapmak,

yamalamak

grid: ızgara

grip: sıkıca tutma; paçavra

hastalığı

groove: oluk

gros(s): büyük, kaba, görünür

gros(s) total: görünümde tam

growth faktör: büyüme etmeni

grup: küme

gudde: bez

guide wire: kılavuztel

guide, guideline: kılavuz

guinea-pig: kobay

gut: bağırsak; damla hastalığı

guttat: benekli

gutter: oluk

H

h(i)yalin: camsı

habitat: doğal ortam; yaşama

alanı

habitüasyon: alışkanlık

habitüel: yineleyen

habitüel abortus: yineleyen düşük

hafıza: bellek

hair-on-end pattern: fırça

görünümü

hakimiyet: baskınlık

hal(l)üsinasyon: varsanı, sanrı

hal(l)üsinojen: varsanıya yol açan,

sanrıya yol açan

half-life: yarılanma ömrü

halo: ayla

handbook: elkitabı

handikap: özür, özürlülük, engel

handikaplı: özürlü, engelli

haploid: tek takımlı

harabiyet: yıkım

hardcopy: basılı örnek

hardware: donanım

harmoni: uyum, ahenk

hay fever : saman nezlesi

haya: erbezi

hazard: tehlike

hektik:

helical, heliks: sarmal

helmint: solucan

helper, helpır: yardımcı

hem(at)opo(i)etik: kan yapıcı; kan

oluşumu(yla ilgili)

hem(at)opo(i)ez: kan yapımı, kan

oluşumu

hem-, hemato-, hemo-: kan(la

ilgili)

hemaglütinasyon: kan kümeleşimi

hematemez: kankusma

hematojen: kan yapıcı; kan yoluyla

hematolog: kanbilim uzmanı

hematoloji: kanbilim

hematom: kantoplağı

hematüri: kanişeme

hemi-: yarı, yarım

hemianopsi: yarımgörmezlik

hemipleji: yarıinme

hemisfer: yarıküre

hemodiyaliz: kansüzüm

hemogram: tam kansayımı

hemolitik: kanyıkımlı; kanyıkıcı

hemolitik anemi: yıkımlı kansızlık

hemoliz: kanyıkımı

hemoptizi: kantükürme

hemoraji: kanama

hemorajik: kanamalı, kanama(yla

ilgili)

hemositometre: kansayar

hemostatik: kanama durdurucu

hemostaz: kanama durması; kanın

durması

hemşire deski: hemşire masası

hepat(o)-: karaciğer (ön ek)

hepatik: karaciğer(le ilgili)

hepatoloji: karaciğerbilim

hepatomegali: karaciğer büyümesi

hepatosit: karaciğer hücresi

hepatosplenomegali: karaciğerdalak

büyümesi

hepatotoksik: karaciğere zararlı

herbisit: otkıran

heredite: kalıtım, soyaçekim

herediter : kalıtsal

heritabilite: kalıtılabilirlik

hermafrodi(ti)zm: çifteşeylilik,

erseliklik, erdişilik

hermafrodit: çifteşeyli, erselik,

erdişi

herni: fıtık

hernie diskal(e): omurga fıtığı,

disk kayması

herpes labialis: dudak uçuğu

heterojen: çoktürel

heterojenite: çoktürellik

heteroseksüalite: karşıcinsellik

heteroseksüel: karşıcinsel

heterotopi: yerdışılık (doku)

heterotopik: yerdışıl (doku)

hi(y)atus: açıklık, yarık

hibernasyon: kış uykusu

hibrid(iz)asyon: kırmalama,

melezleme

hibrit: kırma, melez

hidrofil(ik): suçeken, nemçeken;

suseven

hidrofobi: su korkusu; su

çekmezlik

hidrofobik: sudankorkan;

suçekmez

hidroliz: suylayıkım

hidroterapi: susağaltımı

hidröz: sulu

high resolution: yüksek

çözünürlük(lü)

hijyen: sağlıkbilgisi, sağlıkkoruma

hijyenik: sağlığa uygun

hilus: göbek

himen : kızlıkzarı

hiper-: aşırı, yüksek, ... üstünde

hiperaerasyon: aşırıhavalanma

hiperaktivite: aşırıdevinim

hipereksitabilite: aşırıuyarılganlık

hiperemez(is): aşırıkusma

hiperemi: kızarıklık; kanartımı

hiperestezi: aşırıduyumsarlık

hiperglisemi: yüksek kan şekeri

hiperkinezi: aşırıdevinim

hiperkrom(atik, ik): koyuboyanan

hiperlipidemi: kan yağı yüksekliği

hipermetropi: yakıngörmezlik

hipermotilite: aşırıdevinim

hiperplazi: aşırıoluşum

hiperrefleksi: aşırıtepke

hipersekresyon : aşırısalgı(lama)

hiperselüler: artmışgözeli,

aşırıhücreli

hipersensibilite: aşırıduyar(lı)lık

hipersensitivite: aşırıduyar(lı)lık

hipertansiyon: yüksek kan basıncı

hipertermi: aşırısıcaklık

hipertoni: aşırıgergi; aşırı

yoğunluk

hipertonik: aşırıyoğun; aşırıgergin

hipertonisite: aşırıyoğunluk

hipertrikoz: aşırıkıllanma

hipertrofi: aşırıbüyüme

hiperventilasyon: aşırısolu(t)ma;

aşırıhavalanma

hipnotik: uyutucu

hipnotizma: uyutum

hipnoz: uyku

hipo-: altında, olağanın altında,

alt, düşük

hipoaktivite: düşükdevinim;

azetkin

hipoderm(is): derialtı

hipodermik: derialtı(yla ilgili)

hipogastri(y)um: altkarın

hipoglisemi: düşük kan şekeri

hipokondri: hastalık hastalığı

hipokondriyak: hastalık hastası

hipokrom(ik): solukboyanan

hipoksemi: kanda oksijen azlığı

hipoksi: oksijen azlığı

hipoplastik, hipoplazik:

azgelişmiş

hipoplazi: azgelişmişlik

hiporefleksi: tepke zayıflığı

hiposelüler: seyrekgözeli

hipotansiyon: düşük kan basıncı

hipotermi: aşırısoğuma

hipotez: varsayım

hipotoni: azgergi

hipotonik: gergi azlığı(yla ilgili);

azyoğun

hipotonisite: azyoğunluk

hipovolemi: kan hacmi azalması

hipovolemik: kan hacmi azalmış

hirşutizm: kıllanma (kadında)

histeri:

histo-inkompatibilite: doku

uyuşmazlığı

histokimya: doku kimyası

histokompatibilite: doku

uygunluğu

histoloji: dokubilim

histolojik: dokubilim(ile ilgili);

dokusal

histopatoloji: hastalıklı doku

bilimi

histopatolojik: hastalıklı doku

bilimi(yle ilgili)

hiyerarşi: aşama düzeni, sıra

düzeni

hoca: eğitici

homeostaz: dengeleşim

homicid(e): (insan) öldürme

homogreft: özdeş yama

homojen: türdeş

homolog: kökdeş

homoseksüalite: eşcinsellik

homoseksüel: eşcinsel

homoterm: sıcakkanlı hayvan

homotermal: sıcakkanlı

hook(let), huk(let): kanca

hookworm: kancalı solucan

hordeolum: arpacık

horizontal: yatay

hormon: içsalgı

hospitalize etmek: hastaneye

yatırmak

host: konak

hostilite: düşmanlık

HRCT: YÇBT (yüksek çözünürlüklü

BT)

hum: uğultu

humma: ateş

humor, hümor: sıvı

humoral immünite: sıvısal

bağışıklık

hump: tümsek, hörgüç, kambur

hücre: göze

I, İ

IQ (intelligence quotient): anlak

katsayısı

ıtrah: atılma

i(y)atrojenik: tıp kaynaklı (sorun)

i(y)onizasyon: iyonlaşma,

iyonlaştırma

İd: altbenlik

idame: sürdürüm, devam

id(i)yopatik: nedeni bilinmeyen

id(i)yosenkrazi : özgünduyarlık

ide fiks: saplantı

ide, idea: düşünce, fikir

ideal: kusursuz, ülküsel; ülkü

identifikasyon: kimliklendirme,

tanımlama; özdeşleme

identik: özdeş

identite: kimlik; özdeşlik

idiyot: geri zekalı, geri anlaklı

ikter(us): sarılık

ikterik: sarılıklı

ikterus neonatorum: yenidoğan

sarılığı

ileus: bağırsak tıkanması

illegal: yasadışı

illüzyon: yanılsama

im(m)inent abortus: düşük tehdidi

image, imaj: görüntü; imge

imbalans: dengesizlik

immatür: olgunlaşmamış

immersi(y)on: daldırma, batırma

immobilite: devinimsizlik

immun, immün: bağışık; bağışıksal

immün mediated: bağışıksal

aracılı

immün tedavi: bağışıksal sağaltım

immün tolerans: bağışıksal

hoşgörü

immün yanıt: bağışıklık yanıtı

immünite: bağışıklık

immünizasyon: bağışıklama

immünoloji: bağışıklıkbilim

immünsupres(s)if: bağışıklık

baskılayıcı

immünsupresyon: bağışıklık

baskılama

impakt: etki; çarpışma, çarpma

impakt faktör: etki etmeni

imperfore: (doğuştan) kapalı,

delinmemiş

impermeabilite: geçirmezlik,

geçirgen olmama

impermeabl(e): geçirmez,

geçirgen olmayan

implant, inplant: içek, ek

implantasyon, inplantasyon:

ekim; çimlenme; yerleştirme

impotans: cinsel güçsüzlük

impresyon: iz; izlenim

impuls: uyarı, itki, tepi, dürtü

impulsif: itkisel, tepisel, dürtüsel

in vitro: canlıdışı, yapay ortamda

in vivo: canlıda

in(i)siyatif: öncecilik, önayak

olma; öncelik; girişim,

girişimcilik

inaktif: etkisiz; etkin olmayan

inaktivasyon: etkisizleşme,

etkisizleştirme

inapropriat(e): uygunsuz

inborn: doğuştan

inbreeding:

indeks: gösterge; dizin; işaret

parmağı

indeks hasta: örnek hasta

indentasyon: çentikleşme,

çukurlaşma

indiferansiye: ayrımlaşmamış,

farklılaşmamış

indikatör: belirteç, gösterge

indirek(t): dolaylı

individualizasyon: bireyleşme

individüalize etmek:

bireyselleştirmek

indurasyon: sertleşme; sertlik

indüklemek: başlatmak, uyarmak

indüklenmiş abortus: uyarılmış

düşük

indüksiyon: uyarım, başlatma

indüktör: başlatıcı, uyarıcı

inef(f)ektif: etkisiz, etkin

olmayan

inersi: eylemsizlik, durgunluk

inert: eylemsiz, etkisiz, durgun

inervasyon: sinir donanımı; sinir

uyarımı

inerve olmak: (sinirle) uyarılmak

infancy, infansi: sütçocukluğu,

bebeklik

infant: sütçocuğu, bebek

infantil: bebek(le ilgili); bebeksi

infarkt, enfarkt:

inferior: aşağı, alt, altında

infertil: kısır

infertilite: kısırlık

infestasyon: asalak bulaşı

infiltrasyon: sızma, süzülme;

sızıntı; tutulum

infiltre olmak: sızmak, süzülmek;

tutulmak

inflamasyon: yangı

inflamatuvar: yangılı

influenza: paçavra hastalığı, grip

informasyon: bilgi

informatik: bilişim

infra-: alt, altında, -ötesi

infraruj: kızılötesi

infundibulum: huni, huni biçimli

yapı

infüze etmek: damar yoluyla

vermek; derialtına vermek

infüzyon: damar yoluyla verme;

derialtına verme

inguinal: kasık(la ilgili)

inguinal herni: kasık fıtığı

inhalasyon: soluma

inhale etmek: solumak

inhaler: solunan; ilaç solutucu

(aygıt)

inheritans: kalıt

inhibe: baskılanmış, engellenmiş

inhibe etmek: baskılamak,

engellemek

inhibisyon: baskılama, engelleme

inhibitor: baskılayıcı, engelleyici,

önleyici

inis(i)yal: ilk, başlangıç, baş

injeksiyon: iğne yapma; içine

verme; damar dolgunluğu

injeksiyon yapmak: iğne yapmak,

içine vermek

injektabl(e) : iğneyle verilebilen

injekte etmek: iğneyle vermek

injüri: yara, yaralanma, örsenti,

hasar

inklinasyon: eğilim; eğim; eğim

derecesi

inklüzyon: içerti

inkompatibilite: uyuşmazlık

inkompetens: yeteneksizlik;

yetersizlik

inkomple(t): eksik,

tamamlanmamış

inkonstant: değişken, kararsız

inkontinans: tutamama, kaçırma

inkorpore etmek: birleştirmek

inkorpore olmak: birleşmek

inkübasyon: kuluçka

inkübasyon periyodu: kuluçka

dönemi

inkübatör: kuluçkalık; yaşanak

inkübe etmek: kuluçkalamak

inokülasyon: bulaşma; aşılama;

ekme (kültür ortamına)

inoperabıl, inop: ameliyat

edilemez

inotrop: kasılımsal, kastırıcı

input: girdi

insekt: böcek

insektisid, (-t): böcek öldürücü,

böcekkıran

inseminasyon: döllenme

insensib(ı)l(e): duyumsanamayan,

algılanamayan; duyumsuz,

ayrımsız

insersiyon: ekleme; eklenti;

yapışma yeri

insidans: sıklık

insidental: raslantısal

insipient abortus: düşük

başlangıcı

insisura: çentik

insitu, in situ: yerinde,

yayılmamış

insizyon: kesi

insizyonel: kesisel

insolubl(e): çözünmez

insomni(a): uyuyamama,

uykuyitimi, uyku zoru

inspir(i)yum: solukalım

inspirasyon: soluk alma, solukalım

instabil(e): kararsız; dengesiz

instabilite: kararsızlık;

dengesizlik

instinkt, instinct: içgüdü

instinktif: içgüdüsel

insufficiency: yetmezlik

insüflasyon: hava verme, üfleme

int(e)rensek, intrinsik: içsel, iç

kaynaklı

intake, inteyk: giriş

intakt: tam, bütünlüğü

bozulmamış

intaniye: bulaşıcı hastalıklar

intansiyonel: istem sırasında

gelişen

integral: ayrılmaz, tümleyen;

gömük

integrasyon: bütünleme,

bütünleşme

intensif: yoğun, şiddetli

intensite: yoğunluk, şiddet

inter-: -arası

interaksiyon : etkileşim

interaktif: etkileşimli

interface: arayüz

interfaz: ara-evre,

bölünmelerarası evre

interferans: etkileşim

interiktal: nöbetlerarası

interkostal: kaburgalararası

intermediyer: ara, aracı

intermediyer produkt: araürün

intermitan(t) : aralıklı

internal: iç, içsel

internalizasyon: içselleştirme

internasyonal: uluslararası

interne etmek: hastaneye

yatırmak

internet: genelağ

interrapşın, interruption :

kesilme, kesinti

interseks: çifteşey(li)lik, erselik,

erdişilik

intersel(l)üler: gözelerarası,

hücrelerarası

interstisyel: dokuaralığı(yla ilgili)

intertisyum: dokuaralığı

interval: ara, aralık

intervention: girişim

interventional: girişimsel

intervertebral: omurlararası

intestin: bağırsak

intestinal: bağırsak(la ilgili)

intima: iç tabaka, damariçzarı

intoksikasyon: zehirlenme

intolerabl(e): katlanılmaz

intolerans: hoşgörüsüzlük,

dayanılmazlık

intra-: iç, içine

intraabdominal: karıniçi

intraarteriyel: atardamar içine

intraartiküler: eklemiçi, eklem

içine

intradermal: deri içi, deri içine

intragluteal: kalçadan, kabadan

intraket: damariçi borucuk

intrakraniyal: başiçi, kafaiçi

intrakütan: deri içi, deri içine

intramusküler: kas içi, kas içine

intraoküler: göz içi, göz içine

intraosseöz: kemik içi, kemik

içine

intrapartum: doğum sırasında

intrasel(l)üler: gözeiçi, hücreiçi

intratekal: beyin omurilik sıvısı

içine

intratorasik: göğüs içi, göğüs

içine, göğüs içinde

intrauterin: dölyatağı içi

intravajinal: dölyolu içi

intravenöz: damar içi, damardan

intraventriküler: karıncık içi

intro-: iç, içine

introspeksiyon: içebakış,

içgözlem, özinceleme

introversiyon: içedönüş,

içedönüklük

introvert: içedönük

intussusepsiyon: içiçe geçme

intübasyon: borulama

invaginasyon: içiçe geçme, içine

girme

invaze olmak: yayılmak

invazif: yayılan, yayılgan

invazyon: yayılım, yayılma

inversiyon: ters çevirme, ters

dönme; evrilme

invizibıl: belirtisiz, görünmez

involüsyon: normale dönme;

gerileme (işlevsel ve fiziksel)

ir(r)igasyon: yıkama

ir(r)ige etmek: yıkamak

irradyasyon: ışınlama

irrasyonel: akıldışı, mantıksız

irregülarite: düzensizlik

irregüler: düzensiz; kuraldışı

irreversibilite: tersinmezlik,

dönüşsüzlük

irreversibl(e) : tersinmez,

dönüşümsüz

irritabilite: duyarlılık; alınganlık;

huzursuzluk

irritabl(e): duyarlı; alıngan;

huzursuz

irritan: huzursuz eden; tahriş

eden

irritasyon: aşırı tepki; tahriş

irrite etmek: tahriş etmek,

huzursuzlandırmak

iskemi: kansızlanma

islet cell: adacık gözesi, adacık

hücresi

istmus: dar geçit, kıstak

izo-: izokori:

eşbüyüklük (gözbebeği)

izolasyon: ayırma, ayrıtutma;

ayrılma; yalıtım

izolat: ayrılmış; ayrık

izole: ayrık, ayrılmış; yalıtık

izole etmek: ayırmak; yalıtmak

izomorf(ik): eşbiçimli

izotonik solüsyon: eşyoğunluklu

çözelti

izotonik : eşyoğunluklu

J

jel, jöle: pelte

jelatinizasyon; jelleşme:

pelteleşme

jeneralize: yaygın

jenerasyon: kuşak

jeneratör: üreteç

jenosit: soykırım

jeofaji: toprak yeme

jest: tavır, davranış

jet lag: uçak yorgunluğu

jinekolog: kadın hastalıkları

uzmanı

jinekoloji: kadın hastalıkları bilimi

jinekolojik: kadın hastalıkları(yla

ilgili)

jinekomasti: (erkekte) meme

büyümesi

juksta-: bitişik

junction: kavşak, birleşim

junctional: kavşak(la ilgili)

jüri: değerlendirme kurulu, seçici

kurul

jüvenil: çocukluk dönemi(yle ilgili);

genç; gençlik dönemi(yle ilgili)

 

Veterinercim.com © 2008 Bu Sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır, kaynak gösterilerek kullanılabilir.